İran Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızayi, Mehr Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, düşmanla kendi diliyle konuşulması gerektiğini vurgulayarak, düşmana zayıflık pozisyonundan hitap edilmemesi gerektiğini söyledi.
Rızayi, “Bizi sürekli tehdit eden bir düşman, yumuşak bir dille ve zayıflık konumundan konuşulduğunda geri adım atmaz. Bu nedenle mevcut koşullarda diplomasinin sonuç vereceği konusunda iyimser değilim” dedi.
Trump’a işaret eden Rızayi, “Tecrübe açıkça göstermiştir ki, özellikle Trump’la karşı karşıya gelindiğinde, her nerede güç gösterilmişse, o taraf kaybetmiş ve geri çekilmek zorunda kalmıştır” ifadelerini kullandı. Bunun en net örneğinin, yılın başlarında ABD’nin Yemen’e karşı yürüttüğü savaş olduğunu belirten Rızayi, “Amerikalılar Yemen halkının üzerine milyarlarca dolarlık bombalar yağdırdı ancak sonunda ateşkes için yalvarmak zorunda kaldılar. Buna karşılık Yemenliler direnerek onlara ağır kayıplar verdirdi ve savaş uçaklarını düşürdü” dedi.
Rızayi, Haziran 2019 deneyimine de değinerek, “O dönemde ABD’ye ait ihlalci insansız hava aracını, Fars Körfezi sularında 3 Hordad hava savunma sistemiyle vurup düşürdüğümüzde, Amerikalılar sadece karşılık vermemekle kalmadı; tarihte ilk kez dönemin ABD Başkanı, yani yine Trump, İran’ın İHA gücünü övdü ve ‘Zayıf değiller, çok güçlüler’ dedi. Bu açıklama, bizim onların çıkarlarına doğrudan darbe vurduğumuz bir anda yapılmıştı” diye konuştu.
Düşmana karşı kararlılıkla durulmalı
Rızayi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün de şartlar aynıdır. Eğer düşmana sert bir tokat atılırsa, eğer onun karşısında kararlılıkla durulursa, içeriden zayıflık mesajı verilmezse ve İran halkı birlik ve beraberlik içinde düşmana karşı saf tutarsa; geçmişe kıyasla çok daha hazır ve güçlü olan silahlı kuvvetlerimizin desteğiyle düşmanı kesinlikle diz çöktürmek mümkündür.”
İranlı Milletvekili, İran’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği son müzakerelerin içeriğine ilişkin ortaya atılan çelişkili iddialara da değinerek, “Bu söylentilerin bir kısmını duydum ancak doğrulamıyorum. Ayrıca Stratejik Eylem Yasası gereğince, hükümetin alacağı her karar mutlaka İslami Şura Meclisi’nde incelenip onaylanmalıdır. Eğer düşmana herhangi bir taahhüt verilecekse, bu kesinlikle Meclis’in onayından geçmelidir” dedi.
Rızayi, Meclis’in İran halkının nükleer haklarından geri adım atmayacağını vurgulayarak, “Nükleer kapasite, milyonlarca hastanın doğrudan bağlı olduğu stratejik bir kazanımdır” ifadelerini kullandı.
İran füze gücünden vazgeçmeyecek
Rızayi, İran’ın füze gücünden vazgeçmeyeceğini belirterek, “İran İslam Cumhuriyeti’nin füze kapasitesinden vazgeçmesi, kötü bir şakadan ibarettir” dedi.
İran Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü, “Düşmanların İran karşısında hedeflerine ulaşamamasının en önemli nedenlerinden biri, büyük ve destan yazan İran halkının yanı sıra, ülkenin füze gücüdür. İran’ın düşman kırıcı füzeleri, 12 günlük savaşta ve ayrıca ‘Vadedilen Doğru 1 ve 2’ operasyonlarında, düşmanı yenilgiye, yenilgiyi kabul etmeye ve geri çekilmeye zorladı” diye konuştu.
Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:
“Akıl sahibi hiçbir insan, ulusal güvenliğin teminatı olan füzeleri düşmana teslim etmez ve kendisini bu güçten mahrum bırakmaz. Eğer füze gücüne sahip olmasaydık, bugün düşman İran’ı yerle bir etmişti.”

yorumunuz